19/6/2006 - Happy news for you!

MÜJDE!!! KKBG Geldi..Evet artık sıkılmana,üzülmene gerek yok KKBG (kapitalizme karşı bünyeyi güçlendir) yayına başladı. Kapitalizmin kıçına sıkı bir tekme atmak istiyorsan hazır olmalısın :) http://www.geocities.com/kapitalizmekarsi/
Ne Haber?
Çok klasik bir başlangıç olacak ama yine de; TOPRAK! KOMÜN! ÖZGÜRLÜK!
Evvela rutine binmiş dönemlik ataletten uyananlar olarak birbirimize şöyle bir gerine gerine – esneye esneye “günaydın!” diyelim.. Her yerimiz tutulmuş olsa gerek :)
Kısaca şöyle bir açıklama yapıp, yazının mesnedini açıklayıp hemen mevzuya girelim, özet olarak şöyle ki; birbirimizin başına ekşiyeceğiz, çorap öreceğiz, olmadık işlere burnumuzu sokacağız... Mis! Niyet bu; olur, olmaz, ne kadar olur, zamanla göreceğiz.
Bu güne kadar ne oldu, ne bitti bunları yeri geldikçe açarız, tecrübelerimizi paylaşırız. Elbette ki “herkesin bir hikayesi vardır adamım” ama şimdi flashback yapmak yerine cebimizde neler var bir dökelim.
Kapitalizme karşı bünyeyi güçlendirmek:
“Kapitalizmin kıçını tekmelemek için bacakları güçlendir!” diyoruz, fena mı ediyoruz?
Sinop dönüşünde birden bire kafamızı karıştırırken bulduk bu fikri. Şimdi şöyle bir taslak var ki yine ne olur ne kadar olur beraber göreceğiz:
400 km civarında bir etap. İstanbul'dan basılıyor pedallara; Kocaeli, Sakarya, Bursa derken orada bir duruyoruz. E malum, demesi kolay; 400 km, yaz sıcağında... Muhtemelen çok da abartılmıyor. Oradan Balıkesir'e ve atla feribota ver elini İstanbul. Olur da devam edilmek istenir, artık Çanakkale mi yoksa devamı da gelir mi göreceğiz. Yol üzerinde ne mi yapılıyor? Amiyane tabiri ile misyonerlik...
Bir dönemler farklı metotlar ile yapıldı, tekrar yapılsın; zira işe yarardır, işe yararlığı teoride-pratikte sabittir.
Projenin bu birinci ayağında; temmuz gibi çıkılsın yola bir ay boyunca bu 400 km aşılsın, propagandası, ajitasyonu, sohbeti-istişaresi yapılsın, olsun muhabbet vd... İstanbul'a dönüş BarışaRock-2006'ya denk getirile bilinir orada da bir stant açılır yine propagandası, ajitasyonu, sohbeti-istişaresi, olsun muhabbet... Fanzini broşürüde olur artık nasıl halledilirse.
Ama muhabbet olsun diye değil, daha ikinci ayağı var; O ise biraz uzun vadeli, bir senelik bir proje ve nihayetinde bir taşıt edinip fosil yakıtla çalışmayacak şekilde modifiyesi lazım. Küçük, 3000-5000 km menzilli bir minibüs olabilir bu yahut romôrklü birer motosiklet. Artık birazda kelle sayısı önemli olacak o noktada. Muhtemelen 1 Mayıs, miting sonrası gaza basılır ve aynı şekilde tayin edilen güne değin sürer ya da el değiştirerek gittiği yere kadar gider. Bilgi vermek için bunun maliyetinin 3000 ila 4500 ytl arası olduğu söylene bilinir.
Ek olarak, misal; kırsal kamp... Bu yapılacak, mümkün olan en az teçhizat ile... Tırmanış ve barınma kabiliyetleri üzerine. Bakalım bünyeler ne kadar dayanacak? :)
Bahçecilik var: Bunu kendi kişisel imkanlarımız ile yapmaya çalışacağız. Bahçe toplayıcılığı ve pazar işleri... Elimizde yedi dönümlük bir imkan var bakalım fırsat olacak mı yahut değerlendirebilecek miyiz? Bu biraz muğlak..
Taşra ile dayanışma:
Böyle sanki hadisenin merkezindeymişçesine, oralara da bir el atalım tekrardan gibilerinden değil. Ama şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, kitabıydı dergisiydi gibi türlü neşriyat işi İstanbul'dan bağlanır. Bunun yanı sırada oralarda çıkan fanzinlere ne kadar kolay ulaşabiliyoruz? Büyük şehirler dışındaki anarşistler/ asiler diğer neşriyatlara ne kadar ulaşabiliyor? Bazı yayınları daha ucuza paylaşabilir miyiz? Yahut yapılmak istenenler ne kadar motive edile biliniyor? Genel olarak birbirimize ne kadar destek olabiliyoruz? İlişkilerimiz ne boyutta? “Merhaba-Merhaba” mı? Öyle ahbaplık kurup da dayanışmamak olmaz.
Bir kere Giresun ve Sivas. N'apıyor bunlar? Giresun'nun selamı var mesela bunu biliyoruz. Bile bile oturuyoruz. Kitap, dergi, fanzin, çıkartma, kartpostal, afiş, broş vd neredeyse 7-8 ay oldu halen bekliyorlar.
Genel olarak değil de teker teker, bölgesel dayanışma ağları kurula bilinir. Kurulmalıdır. Sebeplerini tek tek açmaya gerek yok. Bu tezelden kotarılması gereken bir öncelik.
Terapi:
Sabaha karşı bahsi geçti de uyandık! İhtiyacımız olan şey bu! N'oldu da kış boyunca ilişkilerde bozulmalar oldu? Neden ve nasıl birbirimizi bu denli tahrik etme noktasına geldik? Nasıl becerdik de; güldüğümüz, hor gördüğümüz olduk? Üç gece iki gün sürecek bir program taslağı var. Arzu eden katılacak şöyle bir enine boyuna konuşulacak ne akla gelirse. Zaten birinci sorun(sal) belli; yaşam alanlarının gitgide ayrılmaya başlaması. Bakalım ne olacak? Artık her kez siyasi beraberlikleri ile arkadaşlık beraberliklerini ayıracak olgunluğa gelmiş olmalı zaten. Olursa devam eder; bir olarak devam eder, birden fazla olarak devam eder ama öyle ya da böyle faydalı gözüküyor bu terapi işi. Ki muhtemelen birbirimizi 'çevirim dışı' da görmeyi, bu şekilde tartışmayı da özledik.
Neyin peşindeyiz?:
Ne olacak peki? Neyin peşindeyiz Allah aşkına kuzum?
Şöyle ki; Elimizden geldiğince ne yapabiliyoruz? Uyum gruplarını nasıl ve ne kadar oluşturabiliriz? Sözlerimizin ne kadarını tez elden hayatın içine sokabiliriz? Ve kafamızda ki türlü sorulara pratik üzerinde cevaplar...
Uzun süredir sözü gecen, istenilen işleri görebilme niyeti var.
Bunun dışında mali destek gereken bazı işler için yine bazı metinleri üç-dört dile çevirme şansımızı da kullanıp genel yardım talepleri olacak.
vb. vb. vb. vb....
Ee! Öte yandan “bak bak bahar geldi!”, zira kanımız fikir fikir :) bu doğal motivasyon kaynağını da kullanıp ivmeyi alalım.
Dinle aktivist: DEVRİM YAPILMAZ, SATIN ALINMAZ; YA RUHUMUZDA YA HİÇ BİR YERDE!
http://www.blogcu.com/kvnc
|