|
|
|
12/2/2008 - Korkuyu Beklerken...
 Oğuz Atay üstada saygıyla...
Düşlemeyi bıraktım.. Bağırmayı da.. Ağlamayı da bıraktım.. Sigarayı bırakamadım.. Okumayı bıraktım.. Düşünmeyi bırakamadım .. Uyumayı unuttum, yıkanmayı, kedilerimi sevmeyi, yemek yemeyi de.. Zaten mutfak leş gibi, izmaritlerle dolu tabaklar, saçlarımı kazıttım.. Kimseyle konuşacak birşeyim kalmadı.. bekliyorum...
Yolum düşmüyor artık deniz kenarına kaç zamandır martıların seslerini de unuttum üstümde bir gece öncesinden kusmuk lekeleri bulunan eski hırkayı giymekte rahatsız etmiyor artık bunları benden nefret diye yazmıyorum ama istersen edebilirsin buruşmuş kağıtlarla dolu çalışma odam(ız) o çok istediğin(miz) cam kapaklı kitaplığın camları kırılmış ayağıma batınca farkettim tarçın beni görünce korkuyor eskiden eve gelince kucağıma çıkar beni teselli ederdi balkon penceresine ekmek kırıntısı koymadığım için kuşlarda yok artık
"Şu sigarayı bırak artık" diyordun ya bana, bende bırakabileceğim halde bırakmıyordum. Senin benim için üzülüyor olmana içten içe sevindiğimden.. "Ben ölürsem üzülür müsün?" dediğimde "Saçma saçma konuşma Allah aşkına" deyip beni hafifçe itelediğinde, ben içten içe gülüyordum. Gece uykunda dönüp bana sımsıkı sarıldığında, hani ben hafifçe kaçmak isterken -ki sen uykunda bile- beni tutardın ya, ben içten içe sıcacık...
Sokağa çıkmak arkadaşlarla buluşmak konuşmak içmek bunların hepsini unuttum telefonumu kapattım sonra da kaybettim zaten kaybolması iyi oldu aslında akşam olunca sıkılıyorum biraz zaten uyumadığımdan sokakta sesler azalınca sanki hava da temizleniyor herşey çekilince köpekler bazen hiç susmuyor bazen kediler atışıyorlar
"Aslında herşey çok başka olurdu.. biraz çaba gösterseydin" demiştin ya bana -üzüntülü- hani hiç sesimi çıkarmamış ve pencereye dönmüştüm.. Kapı sesiyle saç tellerime kadar biriken ağrıyı atmak istercesine haykırarak.. Her neyse.. Ben beklemeye devam ediyorum, senin burada kalman doğru olmazdı zaten.. Hoşçakal diyememiştim ya sana,
Hoşçakal...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/6/2007 - Soluksuz Süzülürken
  Gelmesini beklediklerimiz gelmedi.. Perdeleri sımsıkı kapatılmıştık, sessizce süzülen dumana bakarak bekledik, hiçbirimiz konuşmadı... duman elden ele dolaştı.. dolaştıkça büyüdü,Gözlerimiz beklediklerimizin gelmesini beklerken kıpkırmızı bir heyecana büründü ama beklediklerimiz gelmedi... Sıkıntıyla, içten içe acıyla Lux Aeterna çalarken bizde sessizce dolaşan dolaştıkça çoğalan dumandan derin nefesler çektik.. hepimiz yorgunduk, hepimiz suskun... "Hiç birşey iyi olmayacak" diye mırıldandı birimiz, diğerlerimiz kıpkırmızı yorgun gözleri ve yorgun başları ile usulca selamladı bunu, "hiç birşey iyi olmayacak" duman perdelerini sımsıkı kapattığımız yerde salınarak perdeleri okşadı... Beklediğimiz neydi? Unutmuştuk beklemekten, perdelerimizde sımsıkı kapalıydı üstelik kafamıza duman geçti.. bir köşede sessizce sızdık...
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/4/2007 - Sessizce Düşerken...
Ellerim gök mavisi, yüzüm sessiz bir martı kanadı, Düşüyorken... Sesim asılı kaldı zamanın ve evrenin sonsuz boşluğunda, O kadar yalnızım ki... ölemiyorum bile Bahçemizde yaban otlar bitmiş kuytuda köşede kendi haline didinip duruyor duvarı yıkmak için zayıf kökleriyle.. biliyorum birgün devirecek duvarı...eminim O yüzden kormadım hiç rüzgarın sesinden, kedilerin aç bağırışlarından... hepsi bitecek! Korkabilirsin, kimbilir yatağının altında neler saklı, hangi huzursuz bakışları ve saatleri koydun oraya "Düş kurumuş.. ziyan olmuş" dedi. "Yok" diyemedim.. Karanlık bir öykü tutturdum içimden.. içinde sen içimde ben.. "Dudaklarım kurumuş.. ziyan olmuş" dedi.. "Öpmeliydi" dedim... içim acıdı.. Kan şekerimi savurdum dumana.. canım ölmek istiyor, mutluluk nedir ki? Bir sonbahar akşamı, bir ağaç hafif sallanmak dedi gün batımına doğru.. "Ağaç kurumuş.. ziyan olmuş" dedi.. "Haklısın" dedim... Ziyan olduk Dedim ya sesim asılı kalmış zamanın sonsuz karanlığına, kimse duymaz.. "Ölmüşsün... ziyan oldun" dedi.. Ne desem bilemedim
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/12/2006 - Gitmelisin Aslında...

"Islak köpek geceye havladı..." böyle başladım yazıya.. kendimden çok
emin, kendini yüceltmeye hazır.. Utanç verici! Entelektüelizm : insanın kendisini okşaması ama boşalmayı geciktirmesidir. Mutsuz isen mutsuzsun neden mutsuz olduğun o kadar önemli değil, önemli olan hissettiğin acının gerçekliğidir. Ama hep "mutsuzu" oynuyorsun değil mi.. Neden? Babaları tarafından sevilemeyen, babalarına düşman, annelerine sığınmış erkek nesli olduğumuz için mi? Her kadında anne şefkati arayan, bulamayınca mızıkçılık yapıp kaçan.. ve her defasında yenilmiş, düşmüş meleği oynayan erkek...
Kaçmaya çalışsan da, güçlü olduğunu defalarca ve defalarca kendine haykırsan da aslında çok zayıfsın.. Mutsuzu oynayan, güçlüyü oynayan, başarılıyı oynayan ve her daim rol yapan ve rollerin içinde gerçek yüzünü unutmuş bir zayıf.. Kimsin sen? Korkularının ardına saklanmış bir kahraman mı? "Sizi iğrenç solucanlar derken" ahh nasıl da istiyorsun o solucanların arasında olmayı.. seni o solucanların bile arasına almamış olması ahhh ne büyük acı değil mi... Gece çökünce ve yalnız kaldığında ve her gece, bitiminde kendinden tiksindiğin, klozete atıp kanalizasyona yolladığın milyarlarca çocuğunla beraber pisliğin içinde yüzüyorsun.. su dönüyor dönüyor... Ellerin titriyor, üzerine yarım yamalak çektiğin ter kokulu battaniyenin altında ağlıyorsun... her gece öldürdüğün milyarlarca çocuğunun ardından... Sonra hiçbişey olmamış gibi bir sigara ve ardından bıkıp usanmadan kendine söylediğin yalanlar.. Yorulmadın değil mi bu kısır döngüden. Ahh ne kadar da önemlisin, herkes seni beğensin, herkes seni sevsin, herkes seninle sevişsin.. herkes seni dinlesin.. Sesin boşlukta bile yankı olmuyor oysa...
Gün doğduğunda sokakta ki ıslak köpekler kuruyup güneşe yattıklarında, kendinden emin yürüyeceksin sokaklarda.. her göz göze geldiğin seni delip geçecek.. kimse seni görmeyecek.. her seferinde içinden küfür edeceksin... Hiç kimsenin okumadığı yazılar yazacak, kendine ağlayacaksın, kimse gözyaşlarını silmeyecek... Gitmelisin aslında, nereye gideceğini çok iyi biliyorsun...
Gökyüzü altında
söylenecek yeni bir söz yoktur
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/11/2006 - Unutmak İsterken...

Sigara dumanı kıvrıla kıvrıla geceye karıştı... boğazımda bok gibi bir tat, kendimden tiksinmekten yorulmuşken üstelik...
- "Sen sürekli suçlayacak birşeyler arıyorsun, kimseyi bulamazsan kendini suçluyorsun.. üstelik yalnızsın.." - "Herkes konuşuyor değil mi.. herkes her şeyi bildiğini sanıyor, herkesin her şeye bir cevabı var.."
Küçükken cennete gideceğimden o kadar emindim ki bir an önce ölmek istiyordum.Belki buradan kaldı o intihar tutkum (ama bir türlü intihar edemeyişim) Seni hatırlıyorum.. güneşin ısıtmadığı bir kasım gününde bahçede kamelyada otururken "Benimle sevişsene, arkadaşlarım 'Lan haala yatmadın mı karıyla' diyorlar.." deyişimin o kıpkırımızı utancı gelip oturuyor gözlerime... Çocuk işte deyip geçilecek bir şeydi belki senin için ama ben yıllar sonra bile hatırlar ve kendimden nefret ederim.. Sen belki beni çoktaaan unuttun.. Ama ben seni unutmak isterken hep yeniden hatırlıyorum ...
Başka bir kentte karşılaştığımızda da nefesim kesilmiş hem beni görmeni çok istiyorken hemde yerin dibine girmek istiyordum.. yanımdan geçtin gittin... Yemin ederim sendin o! Orada ölseydim keşke.. bir kalp krizi.. "aniden fenalaştı.. anlamadık.. hastaneye kaldırırken yolda vefat etti, - vaah vaah pekte gençmiş.. kimmiş peki bilen var mı? - ailesi falan yok mu bu çocuğun.. kimsesiz mi?" kimsesiz mi...kimsesiz mi... Kimse-sizim evet.. Kimseye ait değilim! Hadi lan ordan! Deli gibi birilerine bağlanmak istiyorken...
Şimdi şu jileti düzgün bir şekilde ve dikine bileklerimden kaydırabilirsem eğer seni unutacağım.. hoşçakal...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
-Breathless Kiss On The Lips of Melancholia- "Yalnızlığımda seni düşündükçe kalabalıklaşacağım, Sen kendi kalabalığında hep yalnız olacaksın"
Kategoriler
DestroyHateMelancholiaSchizophrenia
Arkadaşlarım
• kvnc
• hassicktearfc
Tavsiyeler

Remember remember the fifth of november the gunpowder treason and plot. I know of no reason why the gunpowder treason should ever be forgot
Sen işin değilsin.
Sen bankada ne kadar paran olduğu değilsin.
Sen sürdüğün araba değilsin.
Sen cüzdanındakiler değilsin.
Sen üstündeki kıyafet değilsin.
Sen şarkı söyleyip,dans eden dünyanın pisliğisin.

"Her Yürek Devrimci Bir Hücredir"
|
|
Sayıklamalar |
|

Çoğu kez ölüme bu kadar yaklaşmışken korkmanı anlayabiliyorum,Hala kaybedecek birşeylere sahip olma özlemi içindesin ama unutma "Sahip oldukların sana sahip oluyor"
|

Tutunamayanlar - Oğuz Atay.
"Fakat o gelecektir. Birinci gelişinde ona kötü muamele yapanlar
utanacaklardır. O, üstünde şimdiye kadar görülmemiş bir üniformayla beyaz
atına biraz çarpık olarak binmiş bir vaziyette sokağın başında görünecektir.
İşte o zaman kıyamet kopacaktır. "BAT DÜNYA BAT"
Genç Bir İşadamına
- Emre Yılmaz.
"Ruhunu sat. Hemen, bir an önce sat ve kurtul. Nerede ve nasıl mı satmalısın? Piyasa seni bulacak merak etme! Ondan sonrası daha kolaydır.
Ruhunu sattığın anı unut. Büyük işadamları ilk gecelerini asla hatırlamazlar. Doğuştan işadamıysan zaten farkına bile varmazsın..."

mail: kemal_mete@yahoo.com
msn :
dreamnymph@hotmail.com
g-talk :
dreamnymph@gmail.com
Mesaj Tahtası
|
|